KOMŞULAR BİZİ DÖVMEYİN
Sayın konuklarımız, Saygı ve sevgi değer çocuklarımız ve aileleri. Hepimizin bildiği gibi bu gün 3 Aralık. “Dünya Engelliler günü”. Bu gün Ülkemizin bazı yerlerinde, diğer özel günlerde olduğu gibi toplanılacak, konuşmalar yapılacak ve katılımcılar dağılacak. Her yıl olduğu gibi, acıyı yüreğinde hisseden katılımcılar yine elleri böğründe, acılarıyla evlerine dağılacaklar.
Her yıl olduğu gibi bu yılda birileri bizlere, acılarımızı paylaştıklarını söyleyerek, evlerine gidinceye kadar unutacakları sözler verecekler.
Ve bizler yine her zaman olduğu gibi umutla, heyecanla sözlerin tutulmasını bekleyeceğiz.
Bekleyeceğiz…
Bilim insanlarına göre her canlı, yaşama ve çoğalma güdüsüyle dünyaya gelirmiş.
Yaşanmış deneyimlerimizle biliyoruz ki; dünyaya geldikten sonra, bebeklik, çocukluk ve ergenlik evrelerinden geçeriz.
Peki bizim çocuklarımız…
Hareket edebilen her canlının geçirdiği bu evreleri bizim çocuklarımız yaşayabiliyor mu..?
Çok üzülerek cevabımız “HAYIR” değil mi?
Peki bu çocuklarımızın suçu mu?
Peki bizlerin suçumu?
Çok üzülerek cevabımız “HAYIR” değil mi?
Doğada “oynamayan tay kısrak olmaz”, “Oynamayan yırtıcı yavrusu avcı olmaz”,
İnsan toplumunda “oynamayan çocuk, okumayan çocuk iyi bir ergen olamaz”
Bizler çocuklarımızın oynaması ve eğitilmesi için gereken ilgiyi görüp, gereken hizmeti alabiliyor muyuz?
Aldığımız yalnızca söz.
Bizler vergi mükellefi değil miyiz?
Her vatandaş gibi bizler çocuklarımız için neden haklarımızı alamıyoruz?
Eksik olan ne..?
Çocuğumuz doğar engelli olduğu anlaşılır, Bizi önce yakınlarımız, sonra dostlarımız terk eder.
Sanki doğan insan evladı değil, bir salgındır. Kaçılır.
Çocuğumuz büyümeye başlar,
Önüne oturmağa mahkum edildiği,
Evin penceresinden gördüğü
Her çocuk gibi sokakta oynamak,
Karda yuvarlanmak,
Çocuk bahçesinde kaymak ister.
Ne var ki,
Ya yaşdaşı çocuk O’nu hırpalar
Ya da birileri çıkar öteler.
Peki bizim çocuklarımıza hak ettikleri,
Oyun alanlarını, eğitimi kim, Kimler,
Nasıl verecek?
27 Ekim 2013 Tarihinde engelli bir çocuğumuzun komşusu tarafından dövüldüğünü Medyadan takip ettik.
Bizler engelli çocuklarımızın doğumundan itibaren geçirdiğimiz travmalarla, Ailelerimizin bile bizlerden uzaklaşmasıyla, Parçalanmış Ailelerimizle, Rehabilitasyon Merkezlerinde, Hastanelerde, Okullarda, uykusuz geçirdiğimiz saatlerimizle, tanısını bile bilemediğimiz çocuklarımızla, zaman zaman milletvekillerinin bile ‘’Bunları adam yerine koyduk’’ açıklamalarıyla, Okullara alınmayarak, sokaklarda karşılaştığımız bakışlarla, sosyal, Aile, iş hayatımız olamayarak yeterince dayak yiyoruz.
Sevgili Komşular, Başka gidecek yerimiz yok. Bir de siz bizi dövmeyin olur mu?