Menü Kapat

ENGELLİLİK VE KADER

Kardeşim sen düşünceden ibaretsin

Geri kalan et kemiksin

Gül düşünür gülistan olursun

Diken düşünür dikenlik olursun. Diyen Mevlana,  değişimin kaçınılmazlığını ve çekiciliğini şöyle anlatıyor.

Her gün bir yerden göçmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan donmadan akmak ne hoş

Dünle beraber gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Resmi olarak açıklanan sayı 8,5 milyon engelli.  Aileleri ile birlikte engeli her gün yaşayan 20 Milyon kişi. Acaba bir engelliler Bakanlığı’na ihtiyacımız var mı?

Görme engelli gibi, işitme engelli gibi tek sorunlu olan engellerde sorunu kolay çözebiliyoruz. Ama aynı kişi de iki-üç engel bir arada olduğunda hep birlikte, eğitimde, tedavide, yönetimde hatalar yapmaya başlıyoruz.

Eğitimcilerimiz ve Yöneticilerimizin 24 saat engeli yaşayan engellileri ve aileleri çalışmaların içine çekmeden, yasa, tüzük, yönetmelikleri hazırlarken birlikte paylaşmadan başarılı olabileceklerine inanmıyorum. Yasalar da olmasına rağmen henüz katılma düzeyimiz yok denecek kadar az.

Engelliyle çalışmak uzmanlık işidir. Engelliyle çalışma da belirli mesafe kaydetmiş eğitimciler korunmalı, destek verilmelidir.

Yasaların tavsiye niteliği ortadan kaldırılmalıdır. Söz gelimi Yasalar der ki; Engelli yerine park eden taşıta iki kat ceza yazılır. Hiç yazılmış mıdır?

Engellilerin yaşamı iyi niyetli eğitimcilere, bürokratlara, iyi Belediye başkanlarına bırakılmamalıdır.

Engellileri Topluma kazandırmak için hayli bir mesafe kat etiğimiz, sağlıkta, ödemelerde bir hayli yol aldığımız bir gerçek. Engelli olmaması, engelli doğmaması için aynı özeni gösteriyor muyuz? Akraba evliliği için top yekün mücadele başlatmayacak mıyız? Rahmetli Sakıp Sabancı incecik kendi kendini nasıl eleştirirdi. Yine karımla evlenirdim ama çocuk yapmazdım diye. Spastik kelimesini insanlara anlatan, tanıtan sayın Sakıp Sapancıyı rahmetle anıyoruz. Onun engellilerini yok sayan, Yurt dışına kaçıran, eve kapatan diğer iş adamlarımıza, sanatçılarımıza, Öğretim görevlilerimize örnek olmasını diliyorum.

Engellilerin eğitim ve tedavisinde kültürün önemini unutuyoruz. Müzik-Tiyatro-Sanatın her dalı herkes için olduğu gibi engellilerimizin de can suyudur. O su biz de var. Ülkemizde Devletin Tiyatrosu varsa, Neden Engellilerin Tiyatrosu olmasın? İlkokullar arası opera-müzik festivali yarışmaları düzenleyen İtalya’dan neyimiz eksik?

Yasanın 15. maddesi diyor ki: Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez. Farklılıkları dikkate alınarak bütünleştirilmiş ortamlarda ve engelli olmayanlarla eşit eğitim imkanı sağlanır.

Kim sağlayacak. Öğretmenlerimiz. Öğretmenlerimiz aldığı 20 saat, 30 saat engelli kursları sonunda derslere girebilecek ve verim alabilecek mi? Biz öğretmenlerimizin aldığı kursu bir günde çocuğumuzla yaşıyoruz. Demem o ki, 20-30 saatlik kurslar yetmiyor.

Okullarımızın fizyolojik yapısını geçtim. Psikolojik yapılarına biraz destek vermemiz gerekiyor. Hepimiz kabul ediyoruz ki, engellinin eğitimi, sporu, sanatı zordur. Lükstür. Pahalıdır. Ama ne yapalım ki onlar ve aileleri seçmediler engelli olmayı. Bunu hep birlikte paylaşacağız.

Burada, Ankara da iki-üç okul gezdik engelli çocuğumuzu okula verebilmek için. Müdürlerimiz, öğretmenlerimiz, rehber öğretmenlerimiz, aile birliği yöneticilerimiz hep geri çekildiler. Ve deyim yerindeyse topu birbirlerine attılar.

Sayın Bakanım ve değerli yetkililerim! Engelli çocuğunuzu elinize verip kapının önüne konulmanın ne demek olduğunu bilir misiniz? Gitmek istemiyorsunuz. Dönmek istemiyorsunuz. Çocuğunuza hissettirmek istemiyorsunuz. O an olmak istemiyorsunuz.

Elbette karamsar olmak istemiyoruz. Arkadaşlarımızdan intihar edenleri, alkole düşenleri, evlerini terk edenleri, her gün ilaçla yaşamlarını sürdürenleri burada hatırlatmak benim görevim diye düşünüyorum. İnanın isteklerimiz çok masum. Dön dolaş aynı yerlere takılıyoruz. Özel Eğitim Genel Müdürlüğüne. Orada sistem öyle kurulmuş ki, Yöneticinin değişmesi de fark etmiyor. Dört Yıl önce ki yazımda yeniden yapılandırılması gerektiğini yazmışım..

Okullarımızda Destek eğitim programları bireysel eğitim programları yeniden gözden geçirilmeli, denetlenmeli, emeklilikten dönen öğretmenlerin hobileri olmamalıdır.

Özel Eğitim Genel Müdürlüğü ile İlköğretim Genel Müdürlüğü arasında çocukların zaman zaman kaybolduğunu gözlemleyebiliyoruz.

Yüksek Öğretim Kurumunun da yapacağı bir şeyler olmalı. Okulumuzda ki İngilizce öğretmeni engelli çocukları görünce kaçıyor. Ben böyle bir çalışma yapmadım. Diye. Çocuk derse girmeye kalkarsa da haber gönderiyor. Çocuğu alacak mısınız diye?

Kaynaştırmaların uzun ömürlü olması olması dileklerimle dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Mehmet Gürkan – 11.02.2009