SİZ HİÇ 24 SAATİNİZİ ENGELLİ BİRİ İLE GEÇİRDİNİZ Mİ?
Biz mucizeler beklemiyoruz. Herkes kendi sokağının önünü engelliler için hazırlayıp, engelliler için gönlünü açsa, kendi engelli olduğunda yeri hazırdır aslında. Yarın için para biriktirdiniz, arsalar aldınız, belki altına, belki dövize yatırım yaptınız. Peki engelli olursanız yatırımınız hazır mı? Tiyatroya girebilmek için kaç basamak çıktığınızı biliyor musunuz? Hastaneye ulaşabilmek için kaç basamaktan, Hastane içinde kaç basamaktan geçmek gerekir? Bütün bunlar için siz ne yaptınız? Biz de istemezdik engelli olmayı engelli çocuklarımız olmayı.
Siz engellileri tek taraflı görürsünüz. Oysa engellinin sizin görmediğiniz engelleri de vardır. Vücudunun gözükmeyen organları da ona yeterince hizmet vermeyebilir. Hepsi birbirleri ile bağlantılıdır. Ayağından hafif aksayan bir engellinin böbrek üstü bezlerinin çalışmadığını bunun diğer organlarına zarar verdiğini anlayamayabilirsiniz. Sizin yapacağınız ona sevginizi, gönlünüzü açmak olmalıdır ki, siz de engelli olduğunuzda hazır olabilesiniz.
Savaşlar olmasın, çocuklarımız taciz edilmesin, akraba evlilikleri olmasın. Çocuklarımız boyunlarından büyük işlerde çalıştırılmasınlar. Şiddete uğramasınlar, töreye kurban gitmesinler, çocuk yaşlarında evlendirilmesinler, kız-erkek, engelli-engelsiz ayrımı yapılmasın istiyoruz.
Okullarda engelli babası nasıl olunacağının, engelli annesi nasıl olunulacağının dersleri verilmiyor. Bizler de çocuğumuzla doğduk. Engelli nasıl olur, nasıl yaşar, onunla ailesi nasıl yaşar, Toplumla nasıl kaynaşır. Ağır işçiler olarak şehitler verdik, yuvalar dağıldı, alkolde ya da kaçış da çözümü arayanlarımız oldu. Oldu da olanlar hep engelliye oldu. Çok değerli öğretmenlerimiz, iyi niyetleri ile sevgileri ile çocuklarımıza eğitim veriyorlar. Oysa onların da bu konuda uzunca süre eğitilmeleri gerekiyor. Çocuklarımıza ayrıcalık istemiyoruz. Onların da okumasını, tedavi olmasını istiyoruz. Okumak, tedavi olmak, spor yapmak, sanatla da uğraşmak istiyorlar.
Biz ölünce bu çocukların ne olacağını, ne bizler birbirimize anlatabildik, ne Devlete anlatabildik. Ne de Devlet Bize anlatabildi. . Özge annesine şöyle diyor. Sen varsan ben varım! Sen yoksan ben yokum! Bırakın ölmeyi hasta olmaya vaktimiz yok..
Engelli Anneleri mesleklerini yapamazken; Bir çocuğumuz annesine şöyle diyor; ‘’Anne ben olmasam sen ne yapardın? Çocuğumuz annesinin mesleğini kendine bakmak olarak düşünüyor.
Çocuğumuzu anlamaya, anlatmaya Toplumla barıştırıp kaynaştırmaya çalışırken, bizleri kimler anlayacak? Bizlere ana-babalara kim yardım edecek? Sosyal Hayatımız yok, iş Hayatımız yok, Aile hayatımız yok!
Okula Kayıt yaptırmaya götürdüğünüz engelli çocuğunuzun, kayıt yapılmadan geri gönderilme duygusunu bilir misiniz?
Okulda okuyan engelli çocuğunuzun yaşı geçti diye okuldan atılma duygusunu bilir misiniz? Hiç yaşadınız mı?
İngiliz Düşesi Saray Rehabilitasyon Merkezindeki, Koruma altındaki engellilerle ilgili haber yaptı. Bizler ana-baba olarak bir engelli çocuğumuzun hakkından gelemezken orada neredeyse bir görevliye 10 engelli düşmektedir. Saray Rehabilitasyon Merkezindeki görevliler hepsi birer kahramandır. Koruma altındaki Birçok çocuğumuzu evlendirip meslek sahibi yaptılar. Bunlar niye haber olmuyor. Unutmayalım ki, Çocuk Esirgeme Kurumunu Dünya da ilk kuranlardan biri biziz. Tıpkı İlk Çocuk Bayramı’nı yaptığımız gibi.
Bir çocuğumuz; Anne ayağım niye böyle ayağımı değiştirir misiniz? Demişti. Belki o çocuğumuzun ayağını değiştiremeyebiliriz. Ama hep birlikte duygularımızı değiştirebilir, onlara gönül gözümüzü açıp, onları kucaklayabiliriz.
Çocuklarımız sizi kucaklamaya hazır.
Mehmet GÜRKAN – Serebral Palsili Çocuklar Derneği (serçev) – Kurucu Başkanı – Devlet Tiyatrosu sanatçısı